Bir akşam ince bir hilal görünürken başka bir gece yuvarlak bir Ay doğar. Bu, Ay'ın gerçekten kesilip sonra yeniden büyümesi değildir. Güneş'in aydınlattığı bölümün Dünya'dan görülebilen payı değişir; görünümdeki bu değişime Ay'ın evresi denir. Ay'ın normalde küçülüp büyümesini Dünya'nın gölgesiyle açıklamak, evreleri Ay tutulmasıyla karıştırır.
Evreleri anlamak için Ay yüzeyini aydınlatan ışığı ve o yüzeye baktığımız doğrultuyu birlikte düşünmeliyiz. Bu, Ay kraterlerinin oluşumundan veya bir uzay aracının uçuş yolundan farklı bir sorudur. Ay'ın Güneş'e göre konumunu ve gözlemcinin görünümü hangi referansla kaydettiğini sırayla inceleyeceğiz.
1. Aydınlık yarımküre ile görülen bölüm farklıdır
Ay ışığı çoğunlukla yüzeyden yansıyan Güneş ışığıdır. Tutulma olmayan olağan koşullarda Ay'ı küre olarak sadeleştirirsek Güneş yaklaşık yarısını aydınlatır. Ay Dünya çevresinde hareket ederken Güneş'in aydınlattığı yüzey birden hilal biçiminde küçülmez. NASA'nın Ay evreleri açıklamasına göre değişen, bu aydınlık yarımkürenin ne kadarını Dünya'dan gördüğümüzdür. Aydınlık ve karanlık arasındaki sınırı da başka bir cismin Ay'ı örtmesinin izi olarak yorumlamayın.
Bir odanın bir yanındaki sabit lambanın beyaz bir topu aydınlattığını düşünün. Gözlemcinin başını Dünya'ya, topu Ay'a benzetip topun konumunu değiştirince görünen aydınlık bölüm değişir. Top başın gölgesine girerse bu olağan bir evreyi değil, Ay tutulmasını temsil eder. Model, aydınlatma ve bakış doğrultusunu anlamaya yarar; gerçek Dünya-Ay boyutlarını, uzaklıklarını ve eğimlerini aynı ölçekte yeniden üretmez.
2. İlk ve son dördün yarım görünür ama sıraları farklıdır
Yeniayda Ay, Dünya'dan bakıldığında Güneş'e yakın doğrultudadır; dolunayda ise yaklaşık karşı doğrultudadır. Yeniay yakınında Dünya'ya dönük yüz büyük ölçüde karanlıktır ve Güneş'e yakınlık gözlemi güçleştirir. Yeniaydan sonra hilal büyür, ilk dördünden ve şişkin evreden geçerek dolunaya ulaşır. Sonra aydınlık pay azalır, son dördün ve küçülen hilal üzerinden yeniaya döner. Değişim sekiz durağan resim gibi kesik kesik değil, süreklidir.
İlk ve son dördünde diskin yaklaşık yarısı aydınlıktır, ancak ilk dördün dolunaya doğru büyüyen, son dördün dolunaydan sonra küçülen bölümdedir. Yalnızca yarım biçimini kaydetmeyin; önceki kayıtlarla karşılaştırıp sürecin hangi yönünde olduğuna bakın. Tablo orta enlemler için yaklaşık gözlem eğilimlerini gösterir. Mevsim, enlem ve ufuk gerçek doğuş-batış saatlerini değiştirdiğinden bunu kesin gözlem çizelgesi olarak kullanmayın.
| Başlıca evre | Dünya'dan görünen aydınlık bölüm | Yaklaşık gözlem zamanı eğilimi |
|---|---|---|
| Yeniay | Neredeyse görünmez | Güneş'e yakın doğrultuda olduğundan gözlem zordur |
| İlk dördün | Yaklaşık yarısı, sonra artar | Gün batımından sonra akşam göğünde gözleme uygundur |
| Dolunay | Neredeyse tam yuvarlak disk | Genellikle gün batımı civarında doğar ve gece boyunca görünür |
| Son dördün | Yaklaşık yarısı, sonra azalır | Geç geceden sabaha doğru gözleme uygundur |
3. Bir ayın uzunluğu turun referansına bağlıdır
Ay'ın uzak yıldızlara göre Dünya çevresinde bir tur atması ortalama yaklaşık 27,3 gün sürer; buna yıldız ayı denir. Yeniaydan sonraki yeniaya, yani aynı evreye dönüşün ortalaması ise yaklaşık 29,5 gündür; bu sinodik ya da kavuşum ayıdır. Bunlar aynı sürenin farklı yuvarlanmış değerleri değildir. Yıldızlara göre aynı yörünge konumuna dönmek ile Güneş'e göre aynı düzeni yeniden oluşturmak farklı koşullardır.
Bu sırada Dünya ve Ay birlikte Güneş çevresinde de ilerler. Ay yıldızlara göre bir turunu tamamladığında Dünya'dan görülen Güneş doğrultusu değişmiştir; aynı evreyi oluşturmak için Ay biraz daha ilerlemelidir. Sinodik ay bu yüzden yıldız ayından uzundur. Bu değerler ortalama dönemleri açıklar; her sinodik ayın uzunluğunun tam aynı olduğu anlamına gelmez. Takvime her seferinde sabit 29 veya 30 gün eklemekle sonraki dolunayın kesin saati de tahmin edilemez.
4. Tutulma, olağan evrelerden farklı hizalanma koşulları gerektirir
Ay tutulması, dolunay civarında Güneş-Dünya-Ay dizilişi Ay'ı Dünya'nın gölgesine soktuğunda oluşur. Olağan hilalin veya yarım Ay'ın karanlık bölümü Dünya'nın gölgesi değildir. NASA'nın Ay tutulması rehberi, Ay'ın tamamının ana gölgeye girdiği tam tutulmayı, yalnızca bir bölümünün girdiği parçalı tutulmayı ve dıştaki yarı gölgeden geçtiği yarı gölgeli tutulmayı ayırır. Yarı gölgeli tutulmanın parlaklık değişimini fark etmek zor olabilir; her tutulmada Ay tamamen kaybolmaz.
Ay'ın yörünge düzlemi, Dünya'nın Güneş çevresindeki yörünge düzlemine göre yaklaşık 5 derece eğiktir. Bu nedenle Ay dolunayda bile çoğunlukla Dünya gölgesinin üstünden veya altından geçer. Tutulma için dolunay düzeni ile Ay'ın iki yörünge düzleminin kesişim çizgisine yakın bulunması birlikte gerçekleşmelidir. Bir evre çiziminde Güneş, Dünya ve Ay'ın aynı düzlemde gösterilmesi her ay tutulma olacağı anlamına gelmez; böyle bir sonuç, eğimi atlayan şemanın sınırını gerçek olayla karıştırır.
5. Aydınlık tarafın yönünü ve takvim tarihini ayrı kontrol edin
Aynı andaki evre, Dünya'nın farklı bölgelerinden bakıldığında pratik olarak hemen hemen aynıdır; ancak Ay'ın görünür yönelimi gözlem konumuna göre değişir. Kuzey ve güney yarımkürede alışıldık şekil ters görünebilir; aynı yerde bile ufka göre eğim değişebilir. Bu yüzden sağ taraf aydınlıksa her zaman büyüyen evredir kuralını bütün bölgelere ve fotoğraflara uygulamayın. Fotoğrafın döndürülüp döndürülmediğini veya optik aygıtın görüntüyü ters çevirip çevirmediğini kontrol edin; aydınlık payın birkaç gün içinde arttığını mı azaldığını mı da izleyin.
Bir gök almanakındaki dolunay saati belirli bir anı anlatır; gözle neredeyse yuvarlak görülen geceler bunun öncesine ve sonrasına uzanabilir. O an yerel tarihle yazıldığında saat dilimine göre gün değişebilir. Örneğin hayali bir günün 18:00 UTC saati, UTC+9 bölgesinde ertesi gün 03:00'tür. Bu gerçek bir dolunay tahmini değil, saat dönüşümü örneğidir. JPL'nin Ay takvimi etkinliği de kullanılan saat dilimini ve geçerli bölgeyi belirtir. Başka ülkeden bir çizim veya takvim kullanırken önce yılı, saat dilimini ve gözlem bölgesini kontrol edin.
6. Gözlenen gerçekleri beklenen görünümden ayırarak kaydedin
Yaklaşık bir ay boyunca Ay'ı izleyip tarihi, yerel saati, konumu, gökyüzündeki yönü ve aydınlık bölümün biçimini birlikte kaydedin. Gün batımından sonra aynı yerden başlayabilirsiniz, fakat döngünün tamamında Ay her defasında aynı saatte görünmez. Görmediğiniz günlerde bulutları, binaların görüşü kesip kesmediğini ve saatin uygunluğunu yazın. Boş kaydı hemen yeniay kanıtı saymayın. Güneş'e yakın Ay'ı ararken dürbünü veya teleskobu Güneş'e yöneltmeyin.
Hayali A notunda bir akşam batıda ince bir hilal, birkaç gün sonra aynı saatte daha kalın bir hilal görüldüğünü varsayalım. Bu, aydınlık payın büyümesiyle uyumludur ama sinodik ayın uzunluğunu kesin ölçen veri değildir. B notunda bir gün Ay'ın görülmediği, ertesi gün görüldüğü yazıyorsa Ay'ın kendisinin bir gün ortadan kaybolduğu sonucu çıkmaz. Bu iki not, gözlem koşullarını düşünmek için oluşturulmuş hayali örneklerdir; gerçek gökyüzü gözlemlerinin sonuçları değildir.
JPL'nin Ay gözlem günlüğü etkinliğinde olduğu gibi birkaç günün çizimlerini sırayla karşılaştırmak, tekrarlanan değişimleri gözlenmeyen aralıklardan ayırmayı kolaylaştırır. Görmediğiniz günün şeklini sonradan bir almanaktan tamamladıysanız doğrudan gözlemi ve tahmini farklı işaretlerle belirtin. Pozlama veya bulut nedeniyle karanlık çıkan bir fotoğrafı, aydınlık alanın azalmasından da ayırın. Yalnızca evre sırasını gösteren bir kayıtla Ay'ın uzaklığı veya bir tutulmanın kesin saati belirlenemez.